Oruç Nedir?

Orucun kelime anlamı, Arapçada “savm” olarak ifade edilmektedir. Savm kelimesi yine Arapçada, ”bir şeyden uzak kalmak, kişinin kendini koruması veya tutması” anlamlarına gelmektedir.

Oruç, tan yerinin ağarmasıyla birlikte güneş batımına kadar yiyecek, içecek ve cinsel münasebetten ve ayrıca yalandan, kötü sözden ve kötü düşüncelerden uzak durarak gerçekleştirilen bir ibadettir. Ergenlik çağına ermiş olan tüm Müslüman bireyler, diğer ibadetlerden sorumlu olduğu gibi oruç ibadetinden de sorumludur.[1]

“Oruç tutunuz ki, (madden ve mânen) sıhhat bulasınız!” 

(Heysemî, 203 III, 179)

Orucun Sağlık Üzerine Etkisi

1- Orucun karbonhidrat metabolizması üzerine etkisi [2]

Sıçanlar Ramazan ayında Müslümanlar tarafından uygulandığı gibi (12 saat) oruç tutuldu ve sonra 30 gün boyunca (12 saat) günlük refeed (karbonhidrat yüklenmesi) edildi. Elde edilen sonuçlar, insanlarda Ramazan oruç için bir model olarak kullanılan sıçanlarda Ramazan tipi oruç ile karaciğer ve bağırsak metabolizması aktivitelerinin muazzam bir uyum kapasitesine sahip olduğunu gösterdi.

Bu çalışmanın temel amacı, insan Ramazan orucunun bir modeli olarak kullanılan sıçanların bağırsak ve karaciğerinde karbonhidrat metabolizmasına ve terminal sindirimine karışan belirli enzimler üzerine Ramazan orucunun etkisini belirlemekti. Mevcut sonuç, Ramazan orucunun spesifik bağırsak ve karaciğer metabolik adaptasyonları ile sonuçlandığı göstermektedir. Beklenildiği gibi, çeşitli metabolik yolaklara ait olan enzimlerin aktiviteleri, örneğin glikoliz, trikarboksilik asit döngüsü ve glukoneojenez, hem bağırsakta hem de karaciğerde Ramazan orucu ile artış göstermiştir.

•Glikoz oksidasyonu (glikoz yakımı ), laktat dehidrogenaz  (LDH), izositrat dehidrojenaz (ICDH), süksinat dehidrojenaz (SDH), malat dehidrojenaz (MDH)) ve üretimi (örneğin fruktoz 1,6-bisfosfataz, glikoz-6) ile ilgili enzimlerin aktiviteleri, fosfataz; kontrol sıçanlarına kıyasla RTF’deki mukozal ve karaciğer homojenatlarında belirgin şekilde artmıştır.

•Bununla birlikte, terminal sindiriminde ve/veya besin emiliminde rol oynayan BBM (membran) enzimleri bağırsakta azalmış ancak karaciğerde artmıştır.

 

Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta veya yolcu olan, başka günlerden sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun (günlük) yiyeceği kadar fidye yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.” [3]

Bakara Sûresi (183-184)

2- Diyabet hastalığına Ramazan orucunun etkisi [4]

•Bu çalışma, Temmuz 2012-Eylül ayları arasında Hamad Genel Hastanesi, Katar’daki Temel Sağlık Hizmetleri merkezlerinde kayıtlı 18 yaş üstü Arap Müslüman diyabetik hastalar arasında yapılan gözlemsel bir çalışmadır. Toplam 1645 uygun katılımcının 1301’i (% 79.15) bu çalışmaya katılmaya razı olduklarını belirtmişlerdir.18 yaş üzeri 1301 Müslüman diyabetik hastayı kapsayan gözlemsel bir çalışma, Temmuz 2012’den Eylül 2013’e kadar Hamad Genel Hastanesi Katar Birinci Basamak Sağlık Merkezinin diyabetik polikliniğinde gerçekleştirildi. Sosyodemografik özellikler (yaş, cinsiyet) yapılandırılmış bir anket kullanılarak yüz yüze görüşme ve ölçüm ile, vatandaşlık, medeni durum, eğitim düzeyi ve meslek ve yaşam tarzı alışkanlıkları (sigara ve fiziksel aktivite), kan basıncı ve antropometrik ölçümler alındı. Kan örnekleri, glikoz, glikozile hemoglobin (HbA1C), lipit profili, üre ve kreatinin (lisanslı araştırma görevlileri tarafından) test etmek için toplandı.

•Bu çalışma Ramazan ayı boyunca oruç tutmanın diyabetik erkek ve kadınlarda kan lipid profili, kan basıncı, glukoz ve HbA1C düzeyindeki azalmayla önemli ölçüde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Müslüman diyabetik hastalar, doktorlarının danışmasından sonra Ramazan ayı boyunca oruç tutabilir ve sağlıkları için faydalı olabilir.

•Ramazan ayında oruç tutmanın tip 2 diyabetli hastaların glisemik kontrolünü kötüleştirmediği sonucuna varıldı.

“Oruç bir kalkandır. Oruçlu, saygısızlık yapmasın, kötü      konuşmasın. Eğer biri kendisiyle dövüşmeye veya sövüşmeye kalkarsa, iki defa, ‘ben oruçluyum’ desin.”

(Buhari, Savm, 2)

3-Ramazanın insan psikolojisi üzerindeki etkisi [5]

•Ramazan boyunca oruç tutan Müslümanların günahkâr düşünce ve davranışlardan uzak durdukları söylenir. Müslümanlar susuzluk ve açlık gibi fiziksel ve zihinsel zorluk durumlarını tecrübe etmek ve tahammül etmek için teşvik edilmektedir. Bu güçlükler, kişinin psikolojik iyi oluşunun yükseltileceği sonucu olarak, kendi kişisel merkezli tutkuları ve dürtüleri üzerinde bireyin ustalığını arttırır.

•Katılımcılar İran’ın İslami Azad Üniversitesinde (15 erkek, 15 kadın) psikoloji ve psikolojik yüksek lisans öğrencileridir. Yaşları 24 ila 46 arasında değişmektedir. Araştırma; kendini kabul, özerklik, olumlu ilişkiler, çevresel ustalık, yaşamdaki amaç, kişisel gelişim vb. ölçütlerde değerlendirildi. Bireyler tutumlarını altılı Likert ölçeğinde gösterdiler (1 = kesinlikle katılmıyorum 6 = kesinlikle katılıyorum).


4-Orucun nöropsikolojik etkisi [6]

• Bu çalışmanın sonuçları dini ve dini olmayan açlık arasında metabolik parametrelerde değişiklikler olduğunu göstermektedir. Bu değişikler nörohumoral mekanizmalara atfedilmiş. Dini olmayan açlıkta yeme isteğini uyandırmakta; bununla birlikte dini açlıkta oructa) yeme yasağı açlıktan sonraki yemek için moral vermektedir (8 saatlik açlıktan sonra) Gözlemlediğimiz farklar yemek yemeye ya da yememeye niyet etmenin nedeni olabilir. Bizim çalışmamızda leptin seviyeleri dini açlıkta dini olmayan açlıklara göre daha yüksekti, dini açlıkta beyin kendini tokluğa ayarlamıştı. Benzer şekilde, Ramazan dışı oruç ile karşılaştırıldığında, Ramazan oruçlarında GLP-1 (insülin salınımını arttıran hormon) seviyeleri daha yüksekti , “açlık” hormonu grelin seviyeleri daha düşüktü ve bu bizim hipotezimizi destekledi.

•Başka bir çalışmada 6-7 saatlik Ramazan orucuyla 10 saatlik Ramazan orucu arasında leptin seviyelerin de istatistiksel bir fark var. Bu çalışmada Ramazan orucundaki katılımcıların ortalama leptin düzeyleri bizim grubumuzdaki katılımcıların leptin seviyelerinin 2 katıydı. Bu tutarsızlık muhtemelen metodolojik farklılıklar nedeniyledir.

•Dini olmayan oruçta leptin seviyesi düşük ghrelin seviyesi yüksek bulunmasına rağmen bu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı değildi. Bu çalışmanın başka bir ilginç bulgusu bizim alt grubumuzdaydı. Alt grup analizimizde, dini oruçtaki insanlarda leptin, ghrelin ve GLP-1 seviyelerinde azalma veya artış gözlenmedi. Ama glikoz önemli seviyede düştü. Bu dini oruç tutan insanlarda beynin açlık için ayarlandığını desteklenir. Bu metabolik değişiklik olmadığını gösterir. Sonuç olarak Ramazan ayındaki oruç ile dini olmayan oruç tutan insanların leptin, ghrelin, GLP-1 düzeyleri arasında önemli farklar var. Bu sonuçlar beynin açlığa adapte olduğunu gösterir.

KAYNAKÇA

https://www.mealtur.com/blog/oruc-nedir-ne-anlama-gelir/ [1] •https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/1718188  [2] •https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Bakara-suresi/190/183-184-ayet-tefsiri [3] •https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/25162734/ [4] •https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30523485  [5] •https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29156855/ [6]